Halid bin Velid’in babası Velid bin Muğire Mekke müşriklerinin reislerindendi. Çok zeki bir insandı. Bir gün Peygamberimizle konuşmaya geldi. Aklı sıra Peygamberimizi peygamberlik iddiasından vazgeçirecek. Konuşmanın sonunda kendisi az biraz ikna olur gibi oldu. Döndü, kendisinden haber bekleyen müşriklerin yanına gitti. Müşrikler bunda bir başkalık olduğunu fark ettiler. Acaba ne diyecekti? Velid “biz buna sihirbaz diyelim” dedi.
Müşrik ya, niyeti düzelmeyince aklı bozuluyor. Ömrünü gözlerinin önünde geçiren Hz.Muhammed’in sihirle hiçbir alâkasının olmadığını ve olamayacağını hepsi biliyorlar. Ama iyiniyetten yoksun müşrik aklı işte bu kadar çalışıyor. Taş parçasına tanrılık izafe etmeye akılları eriyor, ama Allah’tan başka tanrı olamayacağını akıllarına sığdıramıyorlar.
Bu tarihi hadisenin benzerleri çoktur. Burada nakletmemin sebebi gâvur mantığının nasıl çalıştığını göstermektir.
İdeolojik şizofren bir güruh bildiri yayımlamışlar. Şizofrenik hafakanla İslâm’a saldırmışlar. Hezeyanları kazuratlarını ağızlarından kustuklarını gösteriyor. Çalışma ve eğitim en temel insan hakkı iken, başörtülü kanser hastasının bile tedavi almasına izin vermeyen bu şizofren faşistler İslâm’a havlıyorlar. Daha da fazla havlamaları gerekiyor. Çünkü soygun düzenleri sona erdi. Küreselci, mandacı, rantçı seçkinlikleri ayaklar altında. Kuduz kuduz havlamakta haklılar. Cumhurbaşkanı imam hatipli ve İslâm uğruna hayatını vermeyi şeref bilecek bir insan, içişleri bakanı hafız ve imam hatipli. Adalet bakanına kudurmasınlar mı?
Bunlara “hafakan bastıkça kuduz kuduz havlayın” diyorum.