CHP'nin emeklilerle ilgili eylemi etkili olabilecek bir kışkırtma yöntemidir. Sosyal güvenlik problemi, 1992'de Demirel'in yaptığı tahribat sonucunda, Türkiye'nin gelecek 60-80 yılını zora sokan bir alandır. Böyle problemlerde CHP'nin en iyi bildiği şey de kışkırtmadır.
Fakat salt kışkırtma ile alınacak siyasal sonuçlar kelebeğin ömrü gibi oluyor. Hikayeyi bilen çoktur:: 1973'te dağa taşa "Karaoğlan geliyor!" yazdılar, "toprak işleyenin su kullananın" yazdılar, "ne ezen, ne ezilen; hakça ve halkça bir düzen" yazdılar; sonra ne oldu? "Kıbrıs Fatihi Ecevit!" şişirmesi bile bir halta yaramadı. 1979'da hem de Trakya'da milletvekili ara seçimlerinde AP 5-0 çekti. CHP'nin payı 0 idi.
79 seçimlerinde Ecevit'in televizyondaki propaganda konuşmasını dinledim, içim daraldı. "Bu konuşma ile bu seçimi yine alır" dedim. Çünkü o zor bulunur demagog kimliği ile Ecevit, üstelik, dosdoğru konuşuyordu. Fakat demagojik güçlendirmeyle yapılan dosdoğru konuşma hiçbir işe yaramadı. Mutfak tüp bekliyordu, traktör mazot bekliyordu, hasta ilaç bekliyordu, sanayici yakıt-elektrik bekliyordu. Bakanlıklarda daire başkanı palto ile oturuyordu. "Zor oyunu bozdu." Ali Rıza Binboğa'nın "Yarınlarda, yarınlarda, yarınlarda seni sevmek var!" feryadı dağıldı gitti. O zamanlar atmosferde sera etkisi henüz yoktu.
"Zor oyunu bozar!"
Diyelim ki İstanbul'da hırsız yok. Trafik, su, bütçe yönetimi, rant yağması... hırsız olmayan 2.Atatürk ve ufaklıklarını siler süpürür. İzmir İstanbul'dan beter. Ankara minel acaib ve garaib.
1979'da Konya Belediye Başkanı MSP'den Mehmet Keçeciler idi. "Akaryakıt sıkıntısını bahane edelim, otobüs seferlerini durduralım, halkın CHP'ye tepkisi artsın" dendi, Keçeciler buna yanaşmadı. Tek bir otobüs seferi bile aksatılmadı. Sonuç? 1977'de belediyeyi MSP zar zor kazanmıştı. CHP kazandı,, kazanacaktı! Oysa o gündür bugündür CHP Konya'da 3. partidir. Hizmeti sadece bazı eşşekler anlamaz, görmez. Demagoji de ideolojik şizofren saftirikleri kandırır.
Dünyada sol kilise fanatizmine ve kapitalist sömürüye karşı bir başkaldırı olarak ortaya çıktı. İnsanca bir başkaldırı idi. Türkiye'de ise sol kutsal düşmanlığı ve kapitalizm yalakalığından ibarettir. Koç Üniversitesi yerleşkesi için Kurtköy'de kesilen 40 bin ağacı hiçbir solcu görmedi, göremez. Ama filan yerdeki 5-10 ağaç solcu-çevreci geçinenlerin kışkırtma bahanesi olarak kullanılır.
Diyeceğim şu: Bu solun içinde hiç mi aklı başında 3-5 kişi yok. Halkın günlük hayatını kolaylaştırmadan particilik partilileri partisinden koparır. Su yok, trafik boğuyor, çöp dağı taşı tutmuş. Birileri hâlâ hırsızları kurtarma derdinde. Bir dolu koro elemanı var. Bu olmaz. Olmadığını gördüklerinde çöplüklerde tepiniyor, "benim oyum nerede?" diye feryat ediyorlar..
Keşke CHP yerli bir parti olsa. Çözüm üreten, hizmet üreten, bayrağı dik tutan bir parti olsa. Demagojik laga lugalarla kendi taraftarlarını rahatlatmaya çalışan ideolojik parazitler olmasa.
Orhan Seyfi Orhon'un şiiri malûm: Kurt Masalı. "Madem ki son demimdeyim, bari iyilik edeyim, sana ölmeden evvel..."
Gerçeğe saygısızlıktan, kontrolsüz saldırganlıktan, şiddete örtük destekten vazgeçmek bazıları için uyuşturucu bağımlılığından beter!